Random Blog
Join JournalHome.com.
Create your own free blog today.
Create Your Blog
Flag this entry/bog.
It will be manually reviewed.
Report This!

1/6/2010 - ALO SUİKAST HATTI !..
Posted in Unspecified

 

Seferberlik Tetkik Kurumu’nda dün itibariyle altıncı kez arama yapıldı. Hakim Kadir Kaymaz, anlaşılacağı üzere Kozmik Büro’daki incelemelerine daha da devam edecek. Fakat Türkiye’yi böylesine elektrikli günlere sokan ve devletin en gizli belgelerinin olduğu odaların didik didik aranmasına giden süreç nasıl başladı sorusunda çok önemli bir ayrıntı unutuluyor.
Bu ayrıntı ne mi?
Hatırlayalım:
İki subay Bülen Arınç’ın bulunduğu sokakta dolaşırken yakalanıyor. İddia korkunç: “Bu subaylar Bülent Arınç’a suikast düzenleyecekmiş.”
Ayrıntı şu: İki subayın suikast amacıyla Bülent Arınç’ın evinin civarında dolaştığına dair bir ihbar yapılıyor. Yani emniyet bir ihbar üzerine bu subayları gözaltına alıyor. Gözaltına alınan toplam sekiz subayın mahkemece serbest bırakılması “suikast iddialarının ciddiyetini!” ortaya koysa da konumuz bu değil.
Savcılık, TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı)’e bir yazı yazarak ihbarı yapan telefonun bulunmasını istiyor. TİB’in savcılığa gönderdiği cevabi yazıda “ihbarın yapıldığı telefonun Türk Telekom sistemine ait olmadığı, büyük ihtimalle yurt dışından telefon edildiği” bildiriliyor.
İşte tam da burada benim kafam karıştı. Emniyete bir ihbar geliyor, başbakan yardımcısına suikast yapılacağı söyleniyor, ama telefonun yurt dışından geldiği bildiriliyor. “Telefon yurt dışından geldi” diye savcılığa yazı yazan kurum, “biz Yargıtay’ı dinlemedik” diye açıklama yapılmasının üzerinden bir hafta geçmeden Yargıtay’ın telefonlarını dinledikleri ortaya çıkan “sabıkalı” bir kurum.
-nemli bir konu var:
Eğer ihbar yurt dışından gelmişse bu ihbarın hangi yabancı, ülkeden hangi telefondan yapıldığını nokta atışla bilmesi gereken TİB, topu adeta taca atıyor, “telefon bize kayıtlı değil, muhtemelen dışarıdan geldi” gibi tuhaf bir acemilik sergiliyor.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı iletişimde en basit işlem olan “telefonun nereden geldiği” bilgisini elindeki büyük teknolojik imkanlar rağmen bilemiyorsa o kurumun kapısına kilit vurup gitsinler.
Bir telefon ihbarı üzerine devletin en gizli belgelerinin yer aldığı kozmik odaya ulaşan aramalar yapılıyor, TİB’in ise telefonun kaynağından haberi yok!
-yle ya “bu ihbarın arkasında hangi devlet, hangi istihbarat servisi var? ” diye sormak gerekmiyor mu? Çukurambar’da gezinen iki subayın elinde su şişesiyle hangi sokağa gireceğini dahi bilen “dış güç” kim?
O telefon hangi ülkeye ve kime ait?
Genelkurmay başkanı diyor ki “iki subay o sokağı bilgi sızdırdığı düşünülen bir personeli takip için girdi.” Demek ki yurt dışından telefon açan “önemli kişi” Seferberlik Tetkik Kurumu’ndan iki subayın ne zaman kurumdan çıkıp ne zaman nereye gideceğini bilecek kadar “keskin kulaklı”. Devletin en gizli kurumundaki personel hareketlerinden dahi haberdar. Yani o kurumdan çay almak için bakkala giden bir eri bile anında bilen bir derin güçten söz ediyoruz.
Suikast iddiasıymış, elinde kağıt varmış, kağıtı suyla yutmuş, bırakın bu hikayleri de bu “dış gücü” bulun.
TİB’in bu anlaşılmaz sessizliğinden, "acaba" telefonun kaynağı belli de açıklamaktan mı çekiniyorlar dedirten bir sonuca varacağız ama biraz daha bekleyelim bakalım.
M.Bayraktar--TUNALIM..
Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

Notify me of followup comments via e-mail.