Random Blog
Join JournalHome.com.
Create your own free blog today.
Create Your Blog
Flag this entry/bog.
It will be manually reviewed.
Report This!

• 9/16/2011 - Avrupa Birliği'nin sonu yakın gibi

Posted in Unspecified

 




Almanya’da Euro kurtarma fonu ile ilgili tartışmalar sürüyor.
Almanya Başbakanı Merkel, başta Yunanistan olmak üzere borçlu ülkeleri uyararak bu ülkelerin ev ödevlerini yapmalarını istedi. Avrupa'da borç krizinin sürmesi halinde Almanya'nın son çare olarak başta Yunanistan olmak üzere bazı ülkelerin Euro'dan çıkmasını isteyebileceğine işaret ediliyor
Memur-Sen Ağustos ayı açlık-yoksulluk araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 4 kişilik ailenin açlık sınırı 985 TL, yoksulluk sınırı ise 2 bin 698.8 TL olarak hesaplandı. Ağustos ayında fiyatı en çok artan ürün ise yüzde 19.09'luk artışla limon oldu. Ağustos ayında Temmuz ayına göre gıda madde fiyatlarında ortalama yüzde 1.03'lük artış olarak gerçekleşirken, Temmuz ayına göre en göze çarpan değişim yüzde 19.09 artışla limon, yüzde 10.33 artışla salatalık, yüzde 10.27 artışla kuru sarmısak, yüzde 9.10 artışla kümes hayvanları, yüzde 8.74 artışla kabak ve yüzde 8.48 artışla yeşil soğan fiyatlarında gözlendi. Bununla birlikte gıda madde fiyatlarında Temmuz ayına göre yaşanan fiyat düşüklüğü, yüzde 16.32 ile elma, yüzde 9.34 ile patlıcan, yüzde 5.49 azalışla hazır çorbalar ve yüzde 4.46 azalışla kuru kayısı fiyatlarında tespit edildi. Memur-Sen tarafından yapılan araştırmaya göre, giyim ürünlerinde, Temmuz ayına göre ortalama yüzde 2.22'lik bir azalış yaşandı. Giyim madde fiyatlarında yüzde 7.57 ile en çok azalış tişört, yüzde 6.34 azalış kadın tişörtü, yüzde 6.22 azalış ile de kadın gömleği fiyatlarında gözlendi. En göze çarpan fiyat artışı ise, yüzde 1.46 artışla çocuk çorabı, yüzde 0.73 artışla tamir ücretleri, yüzde 0.64 artışla kadın ayakkabısı tamiri ve yüzde 0.58 artışla erkek ayakkabısı tamiri ücretlerinde oldu.

Her alanda fiyatlar arttı
Isınma madde fiyatlarında ortalama yüzde 1.14'lük bir artışın yaşandığı Temmuz ayında, aydınlanma madde fiyatında herhangi bir değişim gözlenmedi. Temmuz ayında ayrıca, barınma madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.23, sağlık madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.18, ulaşım madde fiyatlarında ortalama yüzde 1.31, temizlik madde fiyatlarında ortalama değişim yüzde 0.23, eğitim-kültür madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.79, çevre ve su madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.34'lük bir artış yaşanırken, haberleşme madde fiyatlarında ise ortalama yüzde 0.24'lük bir azalış gözlendi.İtalya'ya rekor borç faizi:İtalyan ekonomisine duyulan güvensizlik yüzünden ülkenin borçlanma maliyeti yine rekor kırdı.Hükümet piyasaya beş yıllık tahviller sürerek 3,85 milyar euro toplamayı başardı.Ancak bu arada borç faizlerinin yüzde 4,93'ten yüzde 5,6'ya yükselmesini engelleyemedi.

Halen 1,9 trilyon euro borcu olan İtalya'nın yıl sonuna dek 70 milyar euro bulması gerekiyor.

İtalyan yetkililerin bu amaçla Çin'in en büyük kamu yatırım kuruluşu CIC ile geçen aydan beri görüştüğü bildiriliyor.

Son görüşmenin geçen hafta Roma'da, Maliye Bakanı Giulio Tremonti ile Çin Yatırım Şirketi CIC'in Başkanı Lu Civei arasında yapıldığını İtalyan hükümeti de doğruladı ancak ayrıntılara girmedi.

Financial Times gazetesine göre görüşmelerde "stratejik" İtalyan şirketlerinde yatırım konusu da ele alındı.

Gazete görüşmelerin devam edeceğini bildirdi.

CIC'in yatırım portföyünün 400 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor.

Çin'in kararı kilit önemde
Ekonomi muhabirimiz Andrew Walker dev bir döviz rezervi biriktiren Çin'in, Avrupa'daki borç krizinde önemli rol oynayacak mali güce fazlasıyla sahip olduğunu hatırlatıyor.

Çin'in kârlı yatırım ihtiyacı içinde olduğunu vurgulayan muhabirimiz, bundan önce de euro bölgesinden liderlerin Pekin'in kapısını çaldığına dair haberler geldiğini anımsatıyor.

Walker "Eğer Çin büyük miktarda İtalyan tahvili almayı kabul ederse hükümetin borç maliyeti azalabilir. Bu da hayati öneme sahip. Faizin oranı, borçların ödenip ödenemeyeceğini belirleyen faktör olabilir." diyor.

Çin halen ABD'ye ciddi miktarda borç vermiş durumda.

Avrupa'daki krizde de büyük bir rol oynayabileceğinin sinyalleri, Çin'in artan ekonomik nüfuzunun habercisi.

Ancak muhabirimiz Walker'a göre Çin henüz İtalya'ya yardım edeceğini açıklamadı.

Hatta yardım etmeyeceğini öne süren bir haber, piyasalarda düşüşlere yol açtı.

Geçmişte Avrupa Merkez Bankası'nın İtalya'ya yardımcı olmak amacıyla tahvillerini aldığı biliniyor.

Ancak bugünkü son alıma katılıp katılmadığı açıklanmadı.
Merkel'den Yunanistan korkusunu yatıştırma çabası:Almanya Başbakanı Angela Merkel, piyasalardaki Yunanistan'ın borçlarını ödeyemeyeceği endişelerini yatıştırmak amacıyla bir açıklama yaparak "Euro bloku birbirine arka çıkmalı" dedi.Merkel bir Alman radyosuna verdiği mülakatta Yunanistan'ın çökmesinin ve eurodan ayrılmasının domino etkisi yaratacağını söyledi.

İlgili HaberlerBorsalarda Yunanistan kaygıları OECD'den Yunanistan'ı 'cesaretlendiren' açıklamaYunanistan'da köy hayatı krize panzehir olabildi mi?İlgili KonularAvrupa Birliği, Almanya, Angela Merkel, Ekonomi, Küresel Mali KrizMedyada çıkan bazı haberlerde Almanya'nın, Yunanistan'ın euro bölgesinden çıkma olasılığı için hazırlık yaptığı öne sürülmüştü.

Yunanistan'ın borcunu ödeyemeyeceği kaygıları dün piyasalarda düşüşlere yol açmıştı.

Piyasalar bugün de çalkantılı seyrediyor. Fransa'nın Yunanistan'a büyük miktarlarda borç vermiş olan bankalarıyla ilgili kaygılar yüzünden Cac endeksi %1,8 düştü.

Bu bankalardan BNP Paribas'nın hisseleri yüzde 8 değer kaybetti.

Angela Merkel, RBB radyosundaki söyleşide "Başlıca önceliğimiz kontrolsüz bir ödeyememe durumunu engellemektir çünkü bu yalnızca Yunanistan'ı etkilemekle kalmaz, herkesi - ya da en azından birkaç ülkeyi birden - vurma tehlikesi çok büyük." dedi ve devam etti:

"Ben tavrımı açıkça ortaya koydum: Euro bölgesini siyaseten bir arada tutmak için ne gerekiyorsa yapılmalı. Yoksa kısa sürede domino etkisi görürüz."

Merkel ayrıca Yunan hükümetinin kamu finansmanını rayına oturtmak için elinden geleni yaptığına inandığını söyledi.

Almanya Ekonomi Bakanı Philipp Rösler hafta sonunda Yunanistan'ın borçlarını ödeyemeyeceği açıklamasının kontrollü bir şekilde yapılması gerektiğini söylemiş, bu açıklama üzerine dünya borsaları düşüşe geçmişti.

Piyasalar bu sabah Çin'in İtalyan tahvillerini satın alabileceği beklentileri sayesinde biraz toparlandı.

Ancak daha sonra Yunanistan kaygıları ağır bastı.
Kaynak:BBC Türkçe Haber-TUNALIM
Share |
Technorati Tags: ,
Filed under: ,
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 8/10/2011 - Ekonomik kriz mi geliyor?

Posted in Unspecified

 

 Ekonomik kriz kapıda görünüyorEkonomik kriz kapıda görünüyor


Küresel ekonomik kriz dünyayı sarmışken başbakan Erdoğan açık ve net konuşmuştu: “Bize etkisi olmadı. Teğet geçti!”
“Var olan kriz” teğet geçmişti.
Şimdi ise şöyle diyor başbakan:
“Batıda, Avrupa’da kriz olabilir ama biz hazırlıklıyız. Daha önce teğet geçecek dedim şimdi teğet geçeceğe benzemiyor.”
Sadece başbakan değil başta Mehmet Şimşek olmak üzere ekonomi yönetimine yön verenler de koro halinde “kriz geliyor kriz” diye türkü tutturdular.
Garip değil mi: Şu anda Avrupa’da bir ekonomik kriz yok ama olmayan kriz eğer meydana gelirse bizi de teğet geçmeyecek!
Oysa “olan” küresel ekonomik kriz bizi teğet geçmişti.
Nasıl mı oluyor bu çelişki?
Minareyi çalan kılıfını hazırlıyor. Türkiye çok ciddi bir krizin eşiğine doğru yuvarlanıyor. Buna da bir kılıf arıyorlar: Bakın işte Avrupa’da kriz var! Pardon! Kriz olacak! Avrupa’da meydana gelecek kriz bizi de vuracak!
Oysa Türkiye’ye telaş yaratan ekonomik tablonun sebebi Avrupa değil.
Bir: 12 Haziran seçimlerini kazanmak için bütçenin delik deşik edilmesi.
İki: Cari açığın Cumhuriyet tarihinin en büyük rekoruna ulaşması.
Üç: Ekonomideki göreceli rahatlığın sadece düşük tutulan döviz kuruna bağlı olması ve dövizin patlaması ile rehavetin de doğal olarak patlaması krizin, bağıra çağıra “geliyorum” demesinin doğal sebepleri.
Bakın kısa süre önce ne yazmıştık:
“BDDK tarafından yapılan açıklamada vatandaşın bankalara olan borçlarındaki artışa dikkat çekilerek alınacak bir dizi tedbirden bahsedildi. Cari açıktaki endişe verici artışın da ekonomi yönetimini hayli rahatsız ettiği gözleniyor.
Demek isterim ki bizim çok uzman ekonomi yöneticileri uygulayacakları yeni dönem kemer sıkma politikalarını Yunanistan krizine bağlayacaklar.
Yunanistan’da pişip bize düşecek.
“Ne yapalım, Yunanistan’da kriz var, bizi etkilemesi doğal” safsatasına inanacak o kadar çok insan var ki bu ülkede.”(24..06.2011, Yeni Mesaj Gazetesi)
“Cari açık cart dedi” başlıklı yazımızda da şunları yazmıştık:
“Seçimlerden sonra ekonominin durumuna dair en felaket dolu veri, cari açıkla ilgili geldi. Nisan ayında cari işlemler açığı 7. 68 milyar dolar oldu.
TUİK’in açıkladığı bilgilere göre Türkiye’nin cari işlemler hesabı açığı, yılın ilk 4 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 113,82 artarak, 29 milyar 642 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış cari açık ise Nisan sonu itibariyle 63.4 milyar dolar.
Bu ne anlama geliyor?
Bu şu anlama geliyor: Türkiye’de ithal mallar yerli mallardan çok kullanılıyor. Türkiye’ye giren dövizden fazla döviz çıkıyor. Cari açığın sürekli artması çok ciddi bir tehlike. Her ne kadar bazıları, önemli olanın cari açığın finanse edilebilirliği olduğunu söylüyorlarsa da Türkiye açısından böyle bir durum yok. Kaynağı belli olmayan paralarla bugüne kadar durumu idare etmeye çalışanlar şimdi panik içinde.
1994 ve 2000 yılındaki krizlerin çok daha katmerlisini ekonomik verileri önümüzde.
Daha fazla gizlemelerine imkân yok. (04.07.2011, Yeni Mesaj Gazetesi)
Olay budur yani!
M.Bayraktar-TUNALIM...
Share |
Technorati Tags:
Filed under:
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 7/9/2011 - HADISELERI DOGRU OKUYABILMEK

Posted in Unspecified

 

Uğur Kepekçi Uğur Kepekçi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun Aziz Milleti, tarihinde hiç bu kadar sıkıntılı ve karmaşık bir hâl almamıştı. Dışta ve içte devletin resmi bir ideolojisi kalmamış, devleti devlet yapan, milleti millet yapan değerler yok olmuş, kırmızı çizgileri silinmiş, rotası şaşmış, küresel dalgalara teslim olarak batma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış bir vaziyet arz etmekteyiz. İşin en vahim tarafı, manzara böyle iken yaklaşan tehlikelerden çoğunluğun haberi yok, vatandaşlar sadece kendi gününü kurtarma sevdasına düşmüştür. Yöneticiler de tiyatro oynamakla meşgul…

Birileri görmezden gelse de son zamanlarda işler rayında yürümüyor. Demokratik açılım, anayasa değişiklikleri, yargı ve asker üzerinde oynanan oyunlar, seçim oyunları, sınav yolsuzlukları, BOP kapsamında bölgede üstlendiğimiz taşeronluk ve yansımaları, velhasıl tabir yerinde ise binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete doğru...

Milli ve dini bütünlüğümüz üzerinde oynanan oyunlar ve yapılan yanlışlar sayesinde milletimiz kendi içinde ayrışmış. Hem içerde hem dışarıda ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamayan bir görünüme düşmüşüz. Ne Türk dünyasında, ne İslam aleminde, Türkler artık güven vermiyor. Halklar, söylenenin aksine bize düşman kesilmektedir.

Milletimize yaraşan sağlam bir duruş sergileyemeyen ve küresel güçlerin taşeronluğuna soyunan teslimiyetçi bir zihniyetin sonu bu olsa gerektir…
Çevremizde cereyan eden hadiseleri doğru okuyabilmek için milli kimliğimizi iyi tespit etmek ve kendi değerlerimize uygun bir bakış sergilemek zorundayız.

Millet olmak, tarih sayfalarında asırlarca kalabilmek, her topluluğa nasip olmaz… Millet olmak, köklü bir inancı ve ondan esinlenen, sağlam bir kültürü gerektirir. Milletlerin sürekliliğini sağlamak için bu olmazsa olmaz şarttır…
Aranılan bu vasıfları üzerinde taşıyan, ender milletlerden biri ve en önemlisi Türk Milletidir…

Büyümüşüz, küçülmüşüz, yıkılmışız, dağılmışız amma, ne kadar olumsuz şartta olursak olalım, mutlaka tekrar ayağa kalkmasını bilmiş, “devlet-i ebed müddet” (devletin ilelebet payidar kalacağı) mantığını asla kaybetmemişizdir. Türkün tarihinde hemen her döneme bu mantık hâkim olmuş, bu büyük düşünüş, devletin sürekli ayakta kalmasını sağlayan büyük bir inanç halini almıştır…

İkinci dünya savaşıyla sıcak savaşların ağır faturasını ödeyen devletler, sömürge ve işgal fikriyatını soğuk savaşlara, masa başı entrikalarına taşımış ve şeytanca bir plan olarak da küreselleşme tuzağını oluşturmuşlardır. Küreselleşme mantığıyla “yenidünya düzeni” adı altında “dışı kalaylı, içi vayvaylı” barış ve hoşgörü yalanlarıyla insanları kandırarak tezgâhlar işletilmiş, devlet millet farkı gözetmeksizin herkesin barış ve huzur içinde birlikte yaşayabileceği, böylece dünya barışının sağlanacağı yalanı ortaya atılmıştır.

Ne var ki bu yöndeki çabalar ve atılan adımlar, güçlü ve zengin olan süper devletlerin menfaatleri doğrultusunda, güçsüz ama yer altı ve yerüstü zenginlikleriyle bezenmiş devletlerin, köleleştirilme ve işgal planları bu çerçevede gerçekleştirilmiştir…

Milletimiz, küresel güçlerin oyununa gelerek, inanç ve kültür değerlerini göz ardı etmeye başlayınca, kırılma noktası burada gerçekleşmiştir. Milletimizin harcı olan bu değerler ihmal edilince, şu an yaşananlar mukadder hale gelmiştir. Milleti bir arada tutan değerler bir bir ortadan kalkmaya başlayınca, sağlam ve kalın bir halatın tel tel kopuşu, tel tel ayrışması gibi Milletimiz de çeşitli bahanelerle ayrışmaya başlamış, şu anki halimiz, küresel güçlerin istediği kıvamda, işgal ve sömürge olmaya hazırlanmaktadır…

İçerde ve dışarıda güçlü bir yapının oluşması için bölgemizde çözümün adresi olabilmek ve bu gidişe dur diyebilmek için birleştirici unsur olan “dini ve milli değerler” mutlaka dikkate alınmalıdır. Yoksa birleştiricisi, yapıştırıcısı olmayan hiçbir şeyi yan yana tutamazsınız. Fertler de böyledir, Milletler de böyledir…



Bu fikirler doğrultusunda Prof. Dr. Haydar Baş’ın; “Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzdür, Milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzdür” tespitinin ne kadar büyük öneme haiz olduğunu daha iyi idrak etmekteyiz....U.Kepekçi-TUNALIM...
Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 3/23/2011 - Ortadoğu’daki isyanlarda AKP hükümetinin rolü

Posted in Unspecified

 

Dış destekli isyanların başarısızlıkla sonuçlandığını gören batılı güçler Libya hükümetinin ateşkesine rağmen Libya'ya savaş açtı.Şimdilerde Nato'ya ait Konya üssünden Libya'nın vurulacağı konuşuluyor...

 


Siyasilerimiz Mısır, Tunus ve Libya’da yaşanan kargaşalar sanki Türkiye’de yaşanmayacakmış gibi davranıyorlar. Halbuki BOP haritasına baktığımızda rejimleri ve sınırları değişecek ülkelerin arasında Türkiye de var. Hatta siyasilerimiz daha da öteye gidiyorlar ve Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da çıkan isyanların öznesi olduklarını söylüyorlar.
Başbakan Erdoğan Çanakkale’deki anma töreninde bakın neler söylüyor. Erdoğan, “bugün bu coğrafyada tarihin yeniden yazıldığını, Türkiye’nin öncülüğünde halkların hak ve özgürlükleri için mücadele ettiklerini” belirtti.
“Türkiye’nin öncülüğünde” ifadesi oldukça dikkat çekici…  Erdoğan konuşmasının devamında, “Bu mücadele, hepimizin ortak mücadelesidir. Biz bu değişimin seyircisi değil, öznesi, sesi, sözcüsüyüz. Onların talebi bizim talebimizdir” dedi.
Mısır, Tunus, Libya ve diğer İslam ülkelerinde çıkan isyanların öznesi olmak…
Bu esasen Batının çıkarları doğrultusunda gelişen kargaşaları biz çıkarttık anlamına gelmiyor mu? Yani 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda bizim yanımızda olan ve bize askeri malzeme desteği sağlayan tek ülke Libya’nın lideri Kaddafi’yi biz mi devirmeye çalışıyoruz?
Şu geldiğimiz noktaya bakın. Tarihte bu coğrafyanın insanına birlik ve beraberliği doya doya yaşatan bir neslin torunları bugün bu coğrafyada ayrışmayı körüklüyor, ülkelerin rejimlerinin ve sınırlarının değişmesinde “özne” olarak aktif rol oynuyor.  Başbakan bir taraftan da Libya lideri Kaddafi’ye “değişime direnme!” ikazında bulunuyor. Yani Başbakana göre Kaddafi, tezgahlanan ve halk ayaklanması süsü verilen bu kirli ve bölme amaçlı BOP oyununa boyun bükmeli, görevini, milletini ve devletini derhal terk etmeli.
Başbakan’ın “değişim” dediği şeyse gerçekte BOP kapsamında bulunan İslam ülkelerinin ABD ve İsrail’in talepleri doğrultusunda ve İsrail’e karşı duramayacak bir şekle bürünmesi, ileride de yenir yutulur bir lokma haline gelmesi… Başbakan BOP’ta eşbaşkan ve doğal olarak kendisine verilen misyonu yerine getiriyor. Ama şu bir gerçek ki bunun, Türk milletinin milli menfaatleri ile uzaktan yakından bir lakası yok.
Gelelim BM’nin askeri müdahale kararına ve Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği desteğe… Sayın Gül, BM’nin aldığı yaptırım kararı ve de askeri müdahale kararı için “şimdi uluslar arası bir meşruiyet söz konusu” dedi. Sanki böyle bir askeri operasyonu hevesle beklermiş gibi… Burada sorulması gereken soru şu, BM’nin bugüne kadar aldığı ve uyguladığı kararlar ne kadar meşrudur ki bu meşru olsun? BM’de söz sahibi olan ülke kim? ABD. Peki, BM’nin denetçileri tarafından defalarca yayınlanan “Irak’ta kitle imha silahı yok” raporlarına rağmen, kitle imha silahları var yalanıyla Irak’a bombalar yağdıran kim? ABD. Sırf bu olayı bile baz aldığımızda BM’nin hiçbir meşruiyeti kalmamıştır.
Başka bir örnek: Hatırlarsanız, İsrail, iki askeri kaçırıldı diye Lübnan’ın sivil bölgelerini defalarca bombalamıştı. Bu sıralarda BM’den ses seda yok. Ne zaman ki Hizbullah İsrail’e saldırmaya başladı, İsrail geri çekilmek sorunda kaldı, hemen ABD’nin talebiyle BM devreye girdi ve İsrail’le Lübnan arasına bir tampon bölge oluşturuldu. İşin ilginç tarafı da bu tampon bölgede İsrail’i koruma görevi de Türk askerine verildi. BM için Lübnanlı Müslümanların katledilmesi önemli değil ama İsraillilerin burnunun kanamasına bile tahammül yok.
Fazla uzağa gitmeye gerek yok, Bosna’da Srebrenitsa katliamında BM’nin koruması altında bulunan Boşnak 8 bin sivili Sırplara katletmek için teslim eden irade kim? BM.
Hangi meşruiyetten bahsediyorsunuz?
Bugün Libya lideri, dış güçlerin devlete karşı tahrik ettiği isyancıları bastırmaktadır ve her bağımsız ülke gibi bu onların hakkıdır. Zorbalıktan ve zulümden bahsediyorlarsa bence bu gerekçelerle askeri olarak ilk müdahale edilmesi gereken ülke Libya değil, ABD ve İsrail’dir. Irak’ta, Afganistan’da, Gazze’de yapılanlar ortada…

M.Çabas-TUNALIM
Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 2/26/2011 - [BTP] MUHALEFET İTİRAF ETTİ : "Ç-ZÜM HAYDAR BAŞ'TA"

Posted in Unspecified

 

 

(BTP liderini takip eden liderleri tanımak için lütfen tıklayınız)

http://www.youtube.com/watch?v=MsTm3u3YQ3A
(Prof. Haydar Baş kadar ekonomiyi iyi anlayan ve anlatan bir başka lider var mı? )

MUHALEFET İTİRAF ETTİ : "Ç-ZÜM HAYDAR BAŞ'TA"
 

 
Başta CHP ve MHP olmak üzere BTP Genel Başkan Prof. Dr. Baş’ın sistemleştirdiği Milli Ekonomi Modeli’ndeki sosyal devlet projelerini kaynak göstermeden alıntılıyarak bir bakıma ‘çözümün Haydar Baş’ta olduğunu ortaya koyuyor.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş’ın sistemleştirdiği Milli Ekonomi Modeli’ndeki sosyal devlet projeleri arasında yer alan ‘vatandaşlık maaşı ve ev hanımlarına maaş’ projelerini 2007 seçimlerinden önce noter tastikli olarak kamu oyuna deklare etmişti. Her iki proje 12 Haziran’da yapılması planlanan genel seçimlerde bazı siyasi partilerin en önemli kozu olacak gibi görünüyor.

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, bir süre önce yaptığı bir konuşmada, “Yoksul olan her vatandaşımıza yoksulluğunu giderecek vatandaşlık maaşı verilecektir” demişti. Kurtulmuş, ayrıca her haneye 800 TL maaş vereceklerini açıklamıştı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, “İşin ve aşın programını açıkladık. Bunlardan birincisi aile sigortasıydı. Her yoksul ailede kadının banka hesabına her ay düzenli en az 600 TL yatıracağımızı daha önce ifade etmiştik” şeklinde basına bilgi aktarmıştı. Ana muhalefet partisi CHP, iktidar olduklarında yoksul ailelere 600 TL, MHP ise Hilalkart uygulamasıyla 300 TL vereceklerini vaad ediyor.

Jeton yeni düştü!

Yıllardır siyaset sahnesinde olan siyasi partiler son dönemde art arda Bağımsız Türkiye Partisi’nin sosyal devlet projelerinden alıntı yaparken, herhangi bir ayrıntılı kaynak da göstermiyorlar. Bu projelerin sahibi olan BTP’den bu duruma espirili bir yaklaşım geldi.
Sakarya’da yapılan Ekoanaliz programında konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, “Projelerimizi alan bu partiler aslında çözümün adresinin BTP olduğunu da itiraf ediyorlar” diye konuştu.

Dr. Kepekçi, şunları söyledi: “Düzce’de bir açıklama yaptılar dediler ki, ‘yeni CHP aşın ve işin partisidir.’ Sözün özü bu arkadaşlar. ‘Dön dön artık onu anlat olmuyor, bunu anlat olmuyor’ diyerek kestirmeden gitmeye karar veren Kılıçdaroğlu şimdi ‘CHP iş ve aştır’ diyor. Aynı Kılıçdaroğlu bir maden kazası sonrası gittiği Zonguldak’ta arabanın üzerinden konuşurken, ‘iş aş’, ‘herkese iş herkese aş’ demişti. Bir vatandaş da o zaman orda bağırmıştı: ‘Haydar Baş’. Şimdi Allah’a hamd olsun. Genel Başkanımız hem bir siyaset adamı, hem devlet adamı, hem de bir akademisyen. O yüzden söylediği her sözü matbu hale getiriyor, eser haline getiriyor. Bu da yetmiyor, yazdığı eserini uluslararası platformda bütün dünyadan gelen ilim adamlarının huzurunda gündeme taşıyor. Bu da yetmiyor canlı yayında bütün milleti, bütün insanlığı şahit tutuyor. O yüzden bu arkadaşları anlamak da çok zor. O kadar acziyete düşmüşler ki bunlar artık çözüm olarak çözümün adresine sarılıyorlar, bir de iyilik yapıyorlar millete mesaj veriyorlar: CHP’si, MHP’siyle diğer partiler diyorlar ki, aradığınız çözüm Haydar Baş’tadır, BTP’dedir.”

 
TUNALIM...

 

Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 2/22/2011 - FAKİRLİK BİTERSE TER-R DE BİTER

Posted in Unspecified

 

 



Video : http://www.youtube.com/watch?v=MC5t9rm0Yfs

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, terörün bitmesi için vatandaşların açlık ve fakirlikten acilen kurtarılması gerektiğini söyledi.

Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hayata geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

Amaç, iç savaş çıkarmak

Konuşmasında Türkiye’yi tehdit eden projelere de değinen Prof. Dr. Baş Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) hedefini açıkladı. “BOP’un hedeflerinden birinin Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır... Onların ilgisi yok... Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? “Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız” diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın.”

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, sıfır terör ile iktidarı devralan hükümetin, sosyal ve dış politikadaki zaafiyetleri sebebiyle terörün azdığını belirterek, “Türk ekonomisini ayağa kaldıracak milli modeli ve yerli çözümü olmayanlar, yüce milletimizi can evinden vuran kanlı terörü besleyen devletlere ve küresel odaklara karşı milli duruş sergileyemezler. Bu sebeple Türk milletinin başının terör belasında kurtulması için, BTP’ninMilli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet projeleri nin iktidar olmasının yanı sıra tam bir devlet kararlılığı şarttır. Terörün kökünü kazıyacak panzehir, BTP’nin sosyal projeleri ve devlet kararlılığıdır” dedi.

Devlet, ‘baba devlet’ olmalı

“Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, ‘Ben Türk vatandaşıyım’ der mi demez mi? diye soran ve “işte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin”diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak. İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez. Bu icraatlar ancak Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projelerimizle hayata geçebilecektir. BTP iktidarı dönemindevatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi sosyal devlet projeleri ni devreye koyacağız. Bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak.”

Kadın erkek herkese maaş

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş “BTP, Sosyal Devlet projeleri ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan kadın"erkek herkese bağlayacağı 500 TL ’lik ‘vatandaşlık maaşı’ ile halkımızın tamamını kucaklayacaktır. Vatandaşlık maaşını alan halkımız, dağa çıkan teröristler kendi yakınları dahi olsa, onları “yediğimiz kabı kirletmeyin, doyduğumuz sofrayı devirmeyin…” diye ikaz ederek bizzat kendi elleriyle dağdan aşağıya indirecektir. Böylece devlet ile milletimizin arasına girmek isteyenlerin tezgahları da bozulacaktır. BTP, Türk devletini hiçbir ecnebi devlet veya güce muhtaç kılmadan Milli Ekonomi Modeli ile kalkındıracağı için, terörü besleyen hiçbir devletin karşısında boynu bükük olmayacak, milli duruş ekseninde tam bir devlet kararlılığı ortaya konacaktır. İşte o zaman terör odakları da onları besleyen güçler de avuçlarını yalayacaktır” şeklinde konuştu.
TUNALIM...
Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 1/16/2011 - SEÇİMDE TÜRKİYE’NİN BAĞIMSIZLIĞI OYLANACAK

Posted in Unspecified

 




BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, önümüzdeki seçimde Türkiye’nin bir numaralı konusunun ‘ülkenin bağımsızlığı’ olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’yi bölen haritalar herkese dağıtılıyor. Onun için Türkiye bağımsızlığına kavuşmalı” dedi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 12 Haziran’da yapılması planlanan genel seçimlerde başlıca gündemin “Türkiye’nin bağımsızlığı” olduğunu ifade etti. BTP Genel Başkanı, “Türkiye dağılma sürecine sokuldu. İktidar Türkiye’nin Türkiye’nin dağılma sürecine sokulduğunun hala daha farkında değil” dedi. Türkiye’yi bölme projelerinin sinsice devam ettiğini söyleyen BTP Lideri, şöyle konuştu: “Yola çıkarken istediklerini elde edebilmek için ecnebilere teslim oldular. Dediler ki: Biz Türkiye’de iktidar olmak istiyoruz. Siz ne derseniz, onu yapacağız. Bundan sonra da beraber olacağız. Ecnebiler zannettiler ki, Türkiye üzerinde sadece kendi menfaatlerini hayata geçirecekler, Türkiye’nin geleceği hakkında bir sözleri olmayacak. Beraber oldukları ekipler, Türkiye’nin coğrafyası üzerinde asırlardan bu yana hesabı olan ülkeler. Onun için kültür ve siyasi anlayış manasında bizim siyasetin bir derinliği yok.”

Bölme projesinin arkasındakiler

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Geçmişte Kürt Teali Cemiyeti ile başlayan Türkiye’yi parçalama faaliyetinin genel bir özetini yaparak, bölme projesinin arkasında ABD ile Avrupa Birliği’nin bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Türkiye üzerinde hesabı olanların mantığı ne? Sultan Abdülhamit döneminden başlayan bir Kürtçülük hareketi var. Bunun başını o günün şartlarında İngilizlerin talimatıyla Kürt Teali Cemiyeti’ni kuranlar çekmiştir. Bu insanların çok yakınları bugün siyasette rol almaktadırlar. Kürt Teali Cemiyeti’nin bugün arkasındaki güç ABD ve Avrupa Birliği’dir. Şimdi Türkiye coğrafyasında bunu hayata geçirmek istiyorlar. Bizim arkadaşlar da "bizim diyoruz, inşallah ayıkacaklar" güya Müslümanların insan haklarını temin edebilmek için bunların önünde rehber olmuşlar.”

İki kritik sorun

Türkiye’yi açlık ve kıtlığın beklediğini belirten Prof. Dr. Baş, milleti göreve çağırarak, şunları söyledi: “-nümüzde çok ciddi açlık, kıtlık ve yokluk var. Her türlü sıkıntı var. Bir de üstüne bu bölünme ve parçalanma projeleri var. Bugünün siyasileri bu iki meseleye (açlık ve parçalanma) çare olmaları lazım. Bizim dışımızda da bu işi bilen vallahi yok. Çare üreten de yok. Onun için millet başını duvara vurduğu zaman, eğer önünde, arkasında, yanında Haydar Hoca yoksa milleti koruyup kurtarmak hiç mümkün olmayacaktır.”

İSLAM BİZİM MİLLİ DİNİMİZDİR

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Bu milleti bir arada tutan en büyük harç İslam’dır. İslam, milletimizi Türk yapan unsurdur. O mayayı Muhammediyi atan Ehl"i Beyt’tir” dedi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Ortadoğu’da gelinen son durumun analizini yaptı. BTP Genel Başkanı, “Türkler bölgede hâkimiyeti kaybedince Ortadoğu için zor günler başladı” diye konuştu. Çoğu İslam ülkesinin yönetiminde Batılı ülkelerin güdümünde olan idareciler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, geçmişte Arap dünyasını Osmanlı’dan ayıran oyunların bir benzerinin şimdi de Türkiye’nin üzerinde oynandığına işaret etti. Konuşmasında dinlerarası diyalog, ılımlı İslam ve medeniyetler ittifakı gibi projelere de dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, bu projelerle dışı Müslüman ama içi Müslüman olmayan kitleler oluşturulmak istendiğini söyledi.

Ortadoğu’yu parça parça ettiler

Ortadoğu Türk milletinin hâkimiyeti altındayken huzur dolu bir coğrafya olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, Batılıların bu huzurlu coğrafyayı dağıtıp, parçaladıklarını dile getirdi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Türk milleti bu coğrafyada baş iken inancı bir, kıblesi bir, kitabı bir topluluk vardı. Bu topluluk gene aynı. Ama gelmiş batılılar bunu kendi değer ölçülerine göre bölüp dağıtmışlar. Şimdi onların bu ölçülerine göre ülkelerinde siyaset yapan güdümlü insanlar var. Kendi milletinin değerlerine ters düşmüş, onların verdiği değer ölçülerine göre hayat yargılarını oluşturmuşlar. Nerede? Ortadoğu’nun tamamında. Başka nerede? Türkiye’de…”

Liderlerin çoğu güdümlü

İslam ülkelerinin büyük bir bölümünün batı güdümlü liderler tarafından yönetildiğini ifade eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Sen bu kadar müthiş bir geçmişe ve medeniyete sahip olan bir milletin yapılanmasını kendi tarihinden kaynaklanan değerler üzerine bina etmeyeceksin, onu değişim adı altında kalkacaksın ruhuyla, siyasetiyle, kültürüyle, diniyle değiştirmeye çalışacaksın.”

Bizi bin parçaya bölmek istiyorlar

“Geçmişte Arap dünyasını Osmanlı’dan ayıran oyunların bir benzeri şimdi de Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerine oynanıyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, son günlerde yeniden gündeme oturan federasyon taleplerine de dikkat çekti. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Sen doğuya git, aynı kültür. Batıya git, aynı kültür. Niye kalkıp bunu bin tane parçaya ayırıyorsun? Bunun cevabını ver bakalım. Bunu ayırmak istemelerinin tek nedeni, insanları kendi istedikleri kalıba koyup bu ülkelerdeki müthiş kaynakları bir yerlere aktarmaktır. Şayet o insanları bir kalıba koyup da istediğin gibi yönetemezsen o zenginliği de istediğin yere aktaramazsın. Bizim yıllardan beri anlatmaya çalıştığımız olay da budur.”

Haçlı yılanları cirit atacak

Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasında dinlerarası diyalog, ılımlı İslam ve medeniyetler ittifakı gibi projelere dikkat çekti. Bu projelerin amacının Müslümanları ruhsuz bırakmak olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Dinlerarası diyalogla dışında insanları Müslüman yapalım ama içini de öyle bir boşaltalım ki, Haçlı yılanları içinde cirit atsın. Ve boşaltıyorlar herkesi de Müslümanın en mukaddes kabul ettiği yerlere sorgusuz sualsiz sokuyorlar.”

Türklerin direncini kırmak istiyorlar

“İslam Türklerin milli dinidir” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tarih boyunca batılın karşısında kale gibi duran Türklerin direncini kırmak için; İslam’ı diğer dinlerle aynı kefeye koyan, tahrif edilmiş dinleri de tıpkı İslam gibi hak din gösteren dinlerarası diyalog projesinin Müslüman görünen, ancak batı adına hareket eden gruplar tarafından hayata geçirildiğini söyledi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Esasen İslam, Türk milletinin milli dinidir. O’nu O’ndan kopardığınız zaman Türklüğü diye bir şeyi kalmaz. Bu milleti bir arada tutan en büyük harç İslam’dır ve milletimizi Türk yapan unsurdur. O mayayı Muhammediyi atan Ehl"i Beyt’tir. Biz onların nefesiyle konuşuyoruz. Onların sözüdür bizim sözümüz, bize ait olan bir şey yok, yanlış anlamayın. Şimdi adamlar sözümona İslam adına yola çıktılar en büyük savaşı buraya ilan ettiler. Bizi birbirine bağlayan unsurlarımız çok güçlüdür. Bu manevi unsurlar maddeye kültür olarak yansıdı. Buna Tür"İslam kültürü diyoruz. Kimliğimiz bu kültürdür. Şimdi bu kimlik duvar gibi batılın karşısında bir virgül taviz vermedi. Ne yapacaksın? Bu şahsiyeti yok edeceksin. Ilımlı dedikleri o menem şeyin adı bu. O kimliği yok etmek. Onu yok etmek için seninle savaşıyor. Kültürünle, medeniyetinle, siyasetinle savaşıyor. -nce dinini hallediyor ki bunları ardından tek tek alabilsin. Ve nitekim de böyle oluyor. Büyük Ortadoğu Projesi ve İslam dünyasında oynanan oyunun adı Müslümanların birbirine girerek tamamen mefluç hale gelmesi ve bu ülke üzerinde hesabı olanların da bu memleketi onlara meydan etmesi gayreti ve çalışmasıdır.

Vazife millete düşüyor

Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasının sonunda “tüm bu oyunları boşa çıkarma vazifesi milletindir” dedi ve şu önemli uyarıyı yaptı: “Yine burada yüce milletime büyük bir vazife düşüyor. İnşallah ayıkır ve ülkeyi bu noktaya taşıyanlara hesap sormanın zamanı geldiğini anlar ve de bu hesabı hep beraber sorarız.”
TUNALIM
Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 1/7/2011 - SOSYAL DEVLET TERORU BITIRIR

Posted in Unspecified

 
 

Terörü bitirecek yegane anlayışın ‘baba devlet’ anlayışı olduğuna dikkatleri çeken BTP Lideri, “Biz sosyal devlet projelerimizi hayata geçirdiğimizde devlet baba olacak ve artık evlatlarını dağa çıkarmayacak” dedi

Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hataya geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

Konuşmasında Türkiye’yi tehdit eden projelere de değinen Prof. Dr. Baş Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) hedefini açıkladı. “BOP’un hedeflerinden birinin Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır… Onların ilgisi yok… Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Birileri bu topraklar üzerinde yaşayan insanları buradan çıkartmak istiyor. Niçin? “Biz bu topraklarda yaşayan insanları buradan çıkaracağız ve buraları kendimize vatan yapacağız” diyor. Bir tanesinin niyeti bu. Diğerinin niyeti ne? Bu coğrafyada senin rahatın olmaması lazım ki, iki yakan bir araya gelmesin ve kendisi için beklediği tehdit unsuru olmasın.”

Terörü yapılan yanlışlar azdırdı

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, sıfır terör ile iktidarı devralan hükümetin, sosyal ve dış politikadaki zaafiyetleri sebebiyle terörün azdığını belirterek, “Türk ekonomisini ayağa kaldıracak milli modeli ve yerli çözümü olmayanlar, yüce milletimizi can evinden vuran kanlı terörü besleyen devletlere ve küresel odaklara karşı milli duruş sergileyemezler. Bu sebeple Türk milletinin başının terör belasında kurtulması için, BTP’nin Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet projelerinin iktidar olmasının yanı sıra tam bir devlet kararlılığı şarttır. Terörün kökünü kazıyacak panzehir, BTP’nin sosyal projeleri ve devlet kararlılığıdır” dedi.

Eşkıyayı dağdan indirmek gerekli

“Ben Türk vatandaşıyım diyen herkes vatandaşlık maaşı alacak. Dağa çıkan eşkıya bu parayı almak için şehre inip, ‘Ben Türk vatandaşıyım’ der mi demez mi? diye soran ve “işte terör böyle çözülür. Terörü çözmek istiyorsan eşkıyayı aşağı indirip adam edeceksin”diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak. İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez. Bu icraatlar ancak Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projelerimizle hayata geçebilecektir. BTP iktidarı döneminde vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına maaş ve çocuk maaşı gibi sosyal devlet projelerini devreye koyacağız. Bu şekilde devlet baba olacak ve evlatlarını dağa çıkarmayacak.”

Çocukları dağdan anaları indirecek

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş “BTP, Sosyal Devlet projeleri ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan kadın"erkek herkese bağlayacağı 500 TL’lik ‘vatandaşlık maaşı’ ile halkımızın tamamını kucaklayacaktır. Vatandaşlık maaşını alan halkımız, dağa çıkan teröristler kendi yakınları dahi olsa, onları “yediğimiz kabı kirletmeyin, doyduğumuz sofrayı devirmeyin…” diye ikaz ederek bizzat kendi elleriyle dağdan aşağıya indirecektir. Böylece devlet ile milletimizin arasına girmek isteyenlerin tezgâhları da bozulacaktır. BTP, Türk devletini hiçbir ecnebi devlet veya güce muhtaç kılmadan Milli Ekonomi Modeli ile kalkındıracağı için, terörü besleyen hiçbir devletin karşısında boynu bükük olmayacak, milli duruş ekseninde tam bir devlet kararlılığı ortaya konacaktır. İşte o zaman terör odakları da onları besleyen güçler de avuçlarını yalayacaktır” şeklinde konuştu.

TUNALIM

Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 1/3/2011 - Dünyada 2011: Ekonomide ciddi risklerin yılı

Posted in Unspecified

 

Bozuk paralar

Ekonomide odak Batı'dan Doğu'ya kayarken, ekonominin dümeni de yön değiştiriyor

2011'e girilirken ekonomi konusunda endişeler ciddiyetini koruyor. Ancak sorunlar dünyanın bir bölgesinden diğerine değişiklikler gösteriyor.

Economist dergisine bağlı analiz birimi Economist Intelligence Unit yöneticilerinden Robert Ward, uykusunu kaçıran riskler olduğundan söz ediyor ve "bunlar sizlerin de uykusunu kaçırmalı" diyor.

Gelişmekte olan ülkelerin, özellikle de Çin'in sağladığı ilerleme Batı'daki, özellikle de ABD ekonomisindeki güç kaybıyla birleşince Ward'ın deyişiyle "küresel para sisteminin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda varolan uzlaşma anlayışı çöktü."

En basit ifadeyle Çin ekonomide sıkı denetimlerden yana, ABD ise çözümlerin serbest piyasada gelişmesinden yana. Ward "işte çalkantının nedeni de burada yatıyor" diyor.

Bu gerilim bir kur savaşına dönüştü, büyük ekonomiler kendi paralarının değerini düşük tutup ekonomilerinin daha rekabetçi olmasını sağlamaya çalıştı.

Çin bunu merkezi mali denetimle, ABD ise "daha önce görülmemiş ölçekte para basarak" yaptı.

"Euro gerçekten çökerse, Lehman Brothers'ın iflası yanında çay partisi gibi kalır.'' Robert Ward, Economist Intelligence Unit ... Bu da küçük ülkeler için hayatı güçleştirdi ve onların ülkelerindeki sermaye hareketlerine denetim getirmesi ile sonuçlandı.

Buna ABD'de deflasyon riski de eklenince; ki bu da niceliksel gevşemenin (genel ifadeyle daha çok para basılmasının) devamına ve kur savaşlarının kızışmasına yol açabilir; Ward'a göre dünya ekonomisinin bunlarla ne derece baş edebileceği konusunda kaygı duymak için nedenler var.

Asya'da enflasyon riski

Bir diğer risk unsuru, Çin ve Asya'nın geri kalanında enflasyon artışına yol açabilecek baskılar.

Ward, "Çin'de enflasyonun kontrolden çıkması riski yüksek" tahmininde bulunuyor.

Hong Kong borsası

Asya piyasaları Çin'deki gelişmeleri izleyecek

Simsarlık ve takas kuruluşu MF Global'ın kıdemli analisti Edward Meir, enflasyonun bölgenin geneli için risk oluşturduğuna inanıyor.

"Merkez Bankaları, özellikle de Asya'dakiler enflasyon baskısını gidermek için sıkı uygulamaları yoğunlaştırmak durumunda kalacak" yorumunu yapıyor.

Ward ise para politikalarında kemer sıkmaya gidilirse, Çin ekonomisinde ortaya çıkabilecek yavaşlamanın tüm dünyayı etkileyecek kadar büyük olmasından endişeli.

2011'de amacın çalkantıları aşmak olacağını söyleyen Ward, "Geçen yıl Çin'in ekonomiye kattığı değer, İrlanda, Yunanistan ve Portekiz'in toplamından büyüktü" diyor.

Pekin yönetimi ayrıca konut piyasasında aşırı şişmeyi önlemeye yönelebilir, bu ise orta sınıftakilerin mali tablosuna etki edebilir.

Capital Economics adlı kuruluşa göre, hem Çin hem de Asya'nın geri kalanı için başlıca hedefler "enflasyonu kontrol altında tutmak ve hızlı sermaye girişlerinin makroekonomik eşitsizliklere yol açmasını ve/veya varlık fiyatlarında mali istikrarı bozacak türden bir balon oluşmasını önlemek" olacak.

Economist Intelligence Unit'ten Robert Ward, "Çin'in rayından çıkmasının olası iç etkilerini düşünmek bile güç" diyor.

Avrupa piyasaları kasvetli

Yunanistan ve İrlanda'nın ekonomilerini milyarlarca euro tutarında kurtarma paketleri ile yüzdürdüğü, Portekiz'in yardımsız sorunları aşmayı ne derece başaracağının tartışıldığı bir yılın ardından, pek çokları İspanya'daki sıkıntılar büyürse, işlerin daha da kötüye gidebileceğinden endişe duyuyor.

MF Global'dan Edward Meir "Avrupa'da kriz bizim için bir diğer endişe kaynağı" diyor.

Bu görüşe destek veren Ward, "Asıl büyük olan İspanya ve gerçekten de (ekonomisi) hasta" diye ekliyor.

"İspanya sarsılır ve çökerse bu sadece Avrupa'da değil; dünyanın her yerinde herkes için çok kötü bir haber olur" diyen Ward, bu gibi bir durumun euro'nun çöküşünün yolunu açabileceğini düşünüyor.

"Euro gerçekten çökerse, Lehman Brothers'ın iflası yanında çay partisi gibi kalır. Bu Euro bölgesi ekonomisini buhrana sürükleyebilir" diyor.

Bu yılın modası: Sıkı kemerler

Alışveriş yapan İtalyanlar

Kemer sıkma önlemleri tüketicileri vurabilir

ABD, Asya ve Avrupa'daki makroekonomik sorunlar tüm gözlerin ekonomide olduğu İngiltere'de de moralleri bozuyor.

Ücretler yerinde sayarken fiyatların yükseleceği bir enflasyon tablosu, uzmanları meşgul eden başlıca endişe unsuru.

IHS Global Insight kuruluşunun başekonomisti Howard Archer, "Fiyatı yükselenler elektrik, su, gaz faturası; gıda ve giyim gibi temel ihtiyaç malzemeleri" diyor.

BGC Partners strateji uzmanı Howard Wheeldon da aynı noktanın altını çizerken, tüketicileri zor bir yılın beklediği tahmininde bulunuyor.

Buna hükümetin kamu harcamalarındaki kesintilerinin etkisi de eklenince, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerde yılın zorlu geçeceği aşikar hale geliyor.

Simsarlık ve yatırım bankacılığı kuruluşu Redmayne-Bentley's "2011'deki tehlikelerden biri de hükümetlerin bütçe açıklarını kapatmak için geniş kapsamlı kemer sıkma önlemlerine başvurmasıyla ortaya çıkabilecek siyasi sorunlar" değerlendirmesinde bulunuyor.

Kuruluşun tahminlerinde "Bu gibi bir durum toparlanma eğilimini sekteye uğratarak, zengin dünyanın zayıf bir ekonomik toparlanme ve işsizlikle başa çıkmaya çalıştığı, gelişmekte olan ülkelerin ise dört kat hızlı büyüdüğü bir yıl yaratabilir" deniyor.

Jorn Madslien

BBC News, Ekonomi Muhabiri



Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb

• 1/2/2011 - 2011 YILI VERGİ VE ZAM BÜTÇESİ

Posted in Unspecified

BOP AYNEN DEVAM EDİYOR... 

Meclis’te kabul edilen 2011 yılı bütçesini değerlendiren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Bu bütçe rakam olarak ne olursa olsun Türkiye artık tam bir vergi dönemine girmiştir” dedi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Meclis’te kabul edilen 2011 bütçesinin vergi ve zam bütçesi olduğunu söyledi. Partisinin Başkanlık Divanı toplantısında bütçe rakamlarını değerlendiren Prof. Dr. Baş dikkat çekici açıklamalar ve uyarılar yaptı. Konuşmasında kar getiren bütün kurumların siyasiler tarafından bedava denebilecek fiyatlarla satıldığını söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “bu haraç mezat satışlarla Türkiye 70 milyar liralık vergi gelirini kaybetmiştir” dedi. Bugün vatandaşı inleten zam ve vergilerin daha da artacağına dikkatleri çeken Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin bundan sonra tam olarak zam ve vergi dönemine girdiğini söyledi.

Bu bütçe vergi bütçesidir

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Meclis’te kabul edilen 2011 yılı bütçesini “bu bütçe vergi bütçesidir” şeklinde değerlendirdi: Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Bu bütçe vergi bütçesidir. Kamu İktisadi Teşekkülleri yani eski deyimle KİT’ler Türkiye’nin kar getiren kurumlarıydı. Türkiye bir yılda 70 milyar bu kurumlardan vergi alıyordu. Şimdi bunlar elimizden çıktı. Şu anda bütçe 312 milyar, 70 milyarı oradan gelecekti. Topladığında ne ediyor? 382 milyar olması gereken bütçe bugün 312 milyar. Bu gelirler ne oldu? Bunlar elimizden çıktı heba oldular. Bedavaya verdiler. Yahu dünyada bu kadar bozuk bir denklem olabilir mi? Servetin elinden çıkıyor, elinde bir kuruş kalmıyor. Bir kuruş borcun azalmıyor.”

Zam ve vergi hükümeti

Devletin en önemli gelir kaynakları arasında olan KİT’lerin bir bir özelleştirme yoluyla satıldığını söyleyen BTP Genel Başkanı, “hükümetin memurun, emeklinin maaşını verebilmesi için zam ve vergiden başka çaresi yok” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Niye benzin 4 lira oldu, diyorlar. Şükredin, daha fazla olacak. Siyasiler her şeyi sattı geriye bir şey bırakmadı. Bu vergi milletin devlet eliyle boğulmasıdır, soyulmasıdır. Bunları yaşayacağız. Bu bütçe rakam olarak ne olursa olsun Türkiye artık tam bir vergi dönemine girdi. Bana inanmayanlar olabilir. O zaman ben soruyorum, hadi göster bakayım gelir kaynağını? Nereden ne alacaksın söyle bakalım bana? Elimizde kalan bir şey gösterebilir misiniz? Daha ne zaman uyanacağız.”

Bütçe geçen yıla göre çok düşük

2011 bütçesinin geçen yılın bütçesinden sadece 26 milyar dolar fazla olduğunu belirten Prof. Baş, enflasyona dikkat çekti, enflasyon farkı dikkate alındığında bu seneki bütçenin geçen yıldan bile düşük olduğunu söyledi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Enflasyon farkını ortaya koyduğunuz zaman bu bütçenin asgari olarak 314 milyar olması lazım. Yani geçen yıla nispetle 2011 yılı mali olarak Türk milletinin zararına olacak” şeklinde konuştu.

Tarıma bir lokma bile vermediler

Bütçeden tarım kemsine ayrılan payda hiçbir artış olmadığına değinen Prof. Dr. Haydar Baş, “Tarım kesimine bir lokma bir şey vermemişler” dedi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Tarım kesimine bir lokma bir şey vermemişler. Bu bütçede de bir şey vermiyorlar. Geçen yıl ne verdiyse bu yıl da aynısını veriyor. Tarımla iştigal eden kardeşlerim iyi bilsinler ki, her yıl geriye gidiyorlar, bu yıl daha da geriye gidecekler. Şu ana kadar geçimleri çok zordu, bundan sonra çok daha zor olacak.”

Tarım köylüsü ayağa kalkmalı

Geçimini topraktan sağlayan vatandaşların izlenen bu politikalarla her geçen gün daha ağır şartlarla karşılaşacağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş şu dikkat çekici uyarıları yaptı: “Onların dünyasında Türkiye’nin köylüsü bitmiştir, tarıma yer yoktur. Niye? Avrupa diyor ki; ‘Benimle olacaksan tarımına son vereceksin.’ Onlar da Avrupa’ya söz verdiler. Şimdi Avrupa’nın pazarı Türkiye’dir. Bunu kafamıza koyalım. Ama Hocam benim bağlarımı, bahçelerimi bilmiyor musun? Yüz dönüm zeytinliğim var.’ Yüz bin dönüm toprağın da olsa seni aç bırakacaklar haberin olsun. Onun için tarıma bağlı kardeşlerim ayağa kalkacak, hem sanayiciyi hem tüccarları, hem kadınını hem de erkeğini ikna ederek, Bağımsız Türkiye Partisi’ni tek başına iktidara taşıyacaklar. Kurtuluşumuzun tek yolu budur.”
   :http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=2195

T  U  N  A  L  I  M

Free Image Hosting at www.ImageShack.usFree Image Hosting at www.ImageShack.usFree Image Hosting at www.ImageShack.us

Share |
Share and enjoy
  • Digg
  • del.icio.us
  • DZone
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Reddit
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • YahooMyWeb